13 Mart 2009 Cuma

Mehmet Altan'ın 16.08.2008 tarihli köşesinden

Beş yıl önce neredeydiniz?

Ben Berfin’deydim. Ve maalesef...

Tam beş yıl sonra gene Berfin’deyim. Önce beş yıl geriye... 2003 yılının 16 Ağustos gününe geri dönelim... O zaman yazdığım Sabah Gazetesi’ndeki yazımın başlığı ne?


İçişleri Bakanı’nın kızına koyamayacağı ad...’ Okuyalım: ‘Erol karşımdaki koltuğa ilişti... Nüfus İdaresi, bir yaşına gelen kızına Berfin adını vermesini engellemişti... Dertliydi...

Ben şaşırdım. Yedinci Paket gerçekten bir devrim niteliğindeydi. Meclis’ten geçmiş, Cumhurbaşkanı’nca onaylanmış ve yasallaşmıştı... Ama hayata yansımıyordu.

AB’ye uyum yasaları ardı ardına çıkıyor, ama uygulama bırakın esnekleşmeyi, galiba iyice katılaşıyor... Bir zaman önce, rahatlıkla verilen Berfin adı, şimdi İstanbul sınırları içinde ‘tehlikeli’ hale gelmiş...’

* * *

Şimdi de beş yıl sonraya, bugüne gelelim...

Önceki gün Taraf Gazetesi’nde Berfin Varışlı, ‘benim adım Berfin, ben bölerim’ başlıklı haberinde şunları yazıyordu:

‘Diyarbakır’ın bir belediyesi yeni yaptığı beş parktan birine adımı vermiş ama valilik ‘bölücülük’ demiş yasaklamış.

Eh, ben de 27 yıldır bunu yapıyorum. Doğduğumdan bu yana adımdan ötürü yaşadığım sıkıntıları şimdi de Diyarbakır’ın Kayapınar belediyesi yaşıyormuş. Çünkü bir parka adımı vermiş: Berfin.

Valilik durur mu, Berfin’i ve Nefel’i ve Daraşin’i ve Beybun’u yasaklamış. Gerekçe ‘bölücülük olur.’

Haber şöyle; Kayapınar Belediye Meclisi, 7 Mayıs 2005 tarihinde Park ve Bahçeler Birimi tarafından yapımı tamamlanan beş parka Berfin (Kar tanesi), Nefel (Yonca), Daraşin (Yeşil Ağaç), Beybun (Papatya) ile Gülistan (Gül Bahçesi) isimlerinin verilmesini oybirliğiyle karar altına aldı. Ancak Diyarbakır Valiliğinden gelen bir yazıyla bu kararları suya düştü. Zira bizzat Vali Hüseyin Avni Mutlu imzasıyla belediyeye gönderilen yazıda, Kayapınar Belediyesi’nin yapımı tamamlanan dört parka verdiği Kürtçe Berfin, Daraşin, Nefel ve Beybun isimlerini, 5393 Sayılı Yasa’nın Adres ve Numaralama Yönetmeliği’nin 24. Maddesi’ gereğince ‘genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte olduğu’ gerekçesiyle reddetti.’

* * *

Aslında...

Daha önce bir ara rahatlıkla alınan Berfin adının birkaç zamandır ‘yasaklanması’nın ilginç bir öyküsü var...

Nüfus Kanunu ve ‘Nüfus ve vatandaşlık hizmetlerine ait görev ve çalışma yönergesi’nde verilecek adların ‘milli kültürümüze’ aykırı olamayacağı ibaresi var...

İnsanlarımızı, ‘Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı’ olarak görmek istemeyen zihniyet, ciddi bir bölücülük yaparak, onları ‘Türk’ ırkından olup olmadıklarına göre ayrıma tabii tutuyor...

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı, kızına Berfin adını vermek istiyorsa, bu, ‘milli kültüre’ karşı bir yaklaşım olarak yorumlanıyor...

Söylenmek istenen, Türk kökenli olmayanın temelde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılamayacağı ya da kendi kültüründen vazgeçeceği... İnsanı kutsayan, bireyin özgürlüğünü, mutluluğunu, zenginliğini esas alan AB sürecine, bizim Nüfus İdaresi Genel Müdürlüğü’ndeki Türkçü zihniyetimiz böyle katılmayı planlıyor...

Yasanın, insanların çocuklarına istedikleri adları vereceğini belirtmesine rağmen, nüfus idareleri ‘milli kültürümüz’ ibaresine sığınarak yasa dışına çıkıyor... İsimlere karşı fiili ambargo sürüyor...

* * *

Beş yıl önceki yazımın sonunda şöyle demiştim: ‘İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu eğer bugün İstanbul’da kızına Berfin adını verse, kendi yönettiği genel müdürlüğün, yasanın açık hükmüne rağmen yorum cambazlıklarıyla bunu engellediğini görecek.

İçişleri Bakanı’nın, kendi yönettiği Genel Müdürlüğün yasaya aykırı uygulaması nedeniyle kızına istediği ismi veremeyeceği bir ülke demokratik hukuk devleti olabilir mi?

Yasalara göre olabilir, ‘mevzuata’ göre olamaz.’ Bu yazı ertesinde ise uğraşa didişe, bu uygulama değiştirilmiş, en azından bizim Erol’un kızına ve ancak bir yaşına geldiğinde, Berfin adını alabilmiştik...

Ben demokratikleşmeye, insanına saygılı bir devlet olma hedefine bir adım daha atıldığını sanarak, sevinmiştim...

Ama beş yıl önce yazdığım o yazının tam da sene-i devriyesinde, bu kez Berfin adının bu kez Diyarbakır’da yasaklandığını okudum...

Okudum ve üzüldüm...

* * *

‘Kar tanesi’ adının ülkeyi bölmesinden korkmayın... Korkmayın ve bizlerin beş yıl önce İstanbul’da çözdüğünü sandığı gariplikleri beş yıl sonra Diyarbakır’da yeniden gündeme getirmeyin.

Erol’un kızına verdiğimiz adın, Diyarbakır’da parka verilememesinin anlamı var mı?

Berfin bölmez ama bu zihniyet hep bölüyor, hep bölüyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder