4 Mayıs 2009 Pazartesi

Yalnızlığın resmi: Edward Hopper (TARAFPazar/03.05.2009)


O, büyük Amerika’nın keşmekeşi içinde kaybolan küçük yalnızlıkları anlatırdı. Otel odalarında, istasyonlarda sıkışıp kalmış, yalnızlığa mahkûm insanların resmini yapardı. Çağdaşları kübizmin peşinden giderken o, o yıllarda popülerliliğini çoktan yitirmiş Viktoryen mimariye ilgi duyardı, eserlerine realizm hakimdi. O, kafasındakini gerçeğine en yakın biçimiyle aktarırdı, üslubu yalındı. Keza bir seferinde “resimlerimde çok basit bir resim metodu kullanıyorum” diyerek eserlerindeki sadeliği ifade etmişti. Hopper’ın resimlerinin öznelerini ve nesnelerini iki ana kaynaktan seçerdi. Bunlardan biri büyük şehir diğeri ise kendi benliğinden dahi uzaklaşmış, yalnızlaşmış şehir insanıydı.
GECENİN YALNIZLIĞI: NIGHTHAWKS
Manhattan yakınlarındaki Greenwich Village’da bütün gece açık olan camlarla sınırlandırılmış ufak bir restorandaki müşterileri ve müşterilere servis yapan bir barmeni tasvir ettiği Nighthawks Hopper’ın eserlerinden en çok tanınanı ve en çok ilham alınanıdır. Gecenin yalnızlığını belki de en iyi anlatan eser olan Nighthawks’ta Hopper'ın çalışmalarında görülen modern kent yaşamının boşluğu teması bu resimde deaçıkça fark edilir. Resimde, boş ve karanlık sokakta yer alan bir restoran ve o restoranın içine sıkışıp kalan insanlar tasvir edilir. Barın etrafında oturan üç müşteri birbirlerinden haberdar değillermişçesine ilgisizce otururlar. Barın arkasında onlara hizmet eden barmen ise bir yandan işini yaparken bir yandan da kıstırıldığı üçgen alandan kaçmak istercesine dışarıya bakar. Camlarla sınırlandırılmış restoran modern bir kafesi andırır, restoranın bir kapısının olmaması da bu ‘kafes’ fikrini kuvvetlendirir niteliktedir. Walter Wells bir seferinde resimde Ernest Hemingway'in A Clean, Well-Lighted Place isimli öyküsünün etkilerini gördüğünü söylemiş ve "Hem resim hem de hikâye, tanrısız ya da manevi avuntusuz bir dünyada, en büyük geceye karşı-ki bu ancak ölüm olabilir- duran bir mabedi temsil ediyor." diye eklemişti. Tablonun Pearl Harbour baskını zamanında yapılması da etrafta restorandakilerden başka kimsenin olmamasının nedenini açıklıyor.
ONUN MODELİ KARISIYDI
Hopper’ın tablolarının olmazsa olmazı hüzünlü kadınlardır.1924 yılında tutkulu bir aşk yaşadığı Josephine 'Jo' Nivison ile evlenen Hopper’ın eşi Jo’yu model alırdı. Sürekli tartıştığı eşine delice tutkun olan Hopper’ın takıntılı, kıskanç bir eş olduğu ve karısının kedileri Arthur'a gösterdiği ilgiden bile rahatsız olurdu. Ressamın en büyük destekçisi Jo da, en az eşi kadar kıskanç bir kadındı. Eşinin modeli olmaktan büyük mutluluk duyan Jo, ressamın başka kadın modeller kullanmasına asla izin vermezdi. Hopper da ona bağlılığını ve aşkını o yıllarda 50’li yaşlara merdiven dayayan eşini genç bir kadın gibi tasvir ederek göstermişti.
Sağlığında öğrenci yetiştirme yolunu tercih etmemesine rağmen Hopper’ın bir çok halefi vardı. Hopper’ın izinden gittiklerini ifade eden ressamlar arasında Willem de Kooning, Jim Dine ve Mark Rothko-Rothko’nun Composition I adlı tablosunda Hopper’ın Chop Suey’inin izleri görülür- sayılabilir.

EN ÇOK ONDAN ETKİLENDİLER
Edward Hopper 19. yüzyılın başlarında yaşamış bir ressam olmasına rağmen zarif çizgileri ve eşsiz yapıtlarıyla sadece resimde değil, sinemada, edebiyatta, hayatın her alanında en çok etki uyandıran sanatçı olarak gündemdeki yerini koruyor. Örneğin, Hopper’ın House by the Railroad adlı eserindeki yer alan ev Alfred Hitchcock’un Psycho filmine ve Terrence Malick’in Days of Heaven filmlerine ilham kaynağı olmuştur.
Ünlü Alman yönetmen Wim Wenders da Hopper’dan etkilenen yönetmenler arasındadır. Sanatçı The End of Violence filminde Nighthawks tablosunu olduğu gibi beyazperdeye aktarmıştır. Aynı tablo sürrealist korku filmleriyle tanınan Dario Argento’nun Deep Red filminde ve Harrison Ford’un rol aldığı Blade Runner’da da karşımıza çıkmaktadır.
Beyazperdeye aktarılan başka Hopper tablosu ise New York Movie’dir. Bir sinema salonuna uzaktan bakan sarışın, mavi elbiseli kadının resmedildiği tabloyu film karesine dönüştürmeyi başaran Mendes, Hopper’ın tablolarının en büyük ilham kaynağı olduğunu söylemekten çekinmez. 2006 yapımı Oskar Roehler filmi Elementarteilchen'in afişi de sanatçının People in the Sun isimli resminden etkilenerek çizildiği açıktır.
Hopper'ın pop kültürü üzerindeki etkileri de yadsınamaz. 2004 yılında, Britanyalı gitarist John Squire, Hopper’ın tablolarının isimlerini taşıyan bestelerinden oluşan Marshall's House isimli bir albüm çıkarmıştır. Polonyalı besteci Paweł Szymański de Compartment 2, Car 7 isimli eserini Hopper'ın Compartment C, Car 293 resminden etkilenerek bestelediğini ifade etmiştir. Hopper hayranlarından biri olan Madonna da Hopper'ın 1941'de çizdiği "Girlie Show" isimli resimden etkilenerek çıktığı dünya turnesinin ismin The Girlie Show koymuş,gösterisinde tablonun en belirgin öğelerinden yararlanmakta bir sakınca görmemiştir.

Edward Hopper etkisine sanatta olduğu kadar popüler kültürde de rastlamak mümkündür. Çağdaş sanatın ilham eksikliğinin tipik bir örneği olan sanatçı oldukları meçhul kişiler, Hopper’ın sanatından faydalanarak rant elde etmişlerdir. Bunların başında Londra sokaklarında sıkça rastlanan graffitileriyle ün salmış Banksy geliyor. Kanımca Nighthawks tablosuna bir ihanet niteliği taşıyan graffittisi ile gündeme gelen Banksy bu graffitisinde Nighthawks’un çirkin olduğu kadar küstah bir kopyasını sokaklara taşımıştır. ABD’de yayınlanan ve milyonları ekran başına kilitleyen The Simpsons çizgi dizisinin yapımcıları da bir bölümünde Nighthawks’a gönderme yapma cesaretini kendinde bulmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder