21 Temmuz 2009 Salı

Efsanevi bir çizer:ALEX RAYMOND TARAF Pazar, 19/07/2009)

Efsanevi bir çizer:ALEX RAYMOND

Baytekin/Flash Gordon, Avcı Baytekin/Jungle Jim, Gizli Ajan X-9/Ajan X-9 ve Dedektif Nick/Rip Kirby gibi birçok çizgi romana hayat veren Alex Raymond efsanesi bugün de yaşıyor

Herhangi bir türün kitlelerce benimsenip yaygınlık kazanabilmesi için yaman, etkileyici bir sanatçının ortaya çıkması lazımdır.
Talât Güreli

alex_raymondTakvimler 6 Eylül 1956’yı gösteriyordu. İlk başta her şey olağan bir gün gibi başladı. İki arkadaş arabalarına atladılar. Çok da hızlı gitmiyorlardı. Yan tarafta oturan Stan, biraz huzursuzdu, çünkü o an şoför koltuğunda oturan yakın dostu, arkadaşı ve meslektaşı Alex yakın zamanda üç trafik kazası atlatmıştı. Eşiyle sorunları olduğunu, ondan boşanmak istediğini ancak eşinin bu boşanma işine yanaşmadığını da biliyordu. Bir de yepyeni bir kadın vardı hayatında Alex’in. Tüm bunlar kafasını epey bir karıştırmış olmalıydı. Bir aya sığan üç trafik kazasının nedeni arkadaşının içinden çıkılmaz durumu muydu? Stan, o gece, bundan sonra yaşadıklarını hatırlamıyor.
Ertesi gün tüm dünya, başta New York Times olmak üzere hemen hemen tüm gazetelerin koca puntolarla attığı şu manşetle sarsıldı: Ünlü çizer elim bir trafik kazasında hayata gözlerini yumdu. Kazada hayatını kaybeden kişi dünyaca ünlü çizgi romancı Alex Raymond’dı. Yağışlı bir gündü, 40 km hızla giderlerken Alex, anlık bir dalgınlıkla direksiyon hâkimiyetini kaybetmiş ve bir ağaca çarpmıştı. Yan koltukta oturan Stan ise kazadan yaralı kurtulmuştu. İlk bakışta bu her gün haberlerde duyduğumuz, gazetelerden okuduğumuz ‘sıradan’ bir trafik kazası gibi görünüyordu.
KARİYERE İLK ADIM
Türkçeye Genç Kız Kalbi olarak çevirilen The Heart of Juliet Jones’un yaratıcısı Stan Darke kazadan yıllar sonra yaptığı bir söyleşide o günü şu sözlerle anlatıyor: “Yakın dostum Alex’in çözemediği, altından kalkamadığı sorunları olduğunu biliyordum. Alex dalgındı, kendinde değil gibiydi. Her zamanki Alex’ten çok farklıydı o günlerde. ‘Bu bir intihar mıydı’ sorusu bugün bile içimi kemiriyor.”
2 Ekim 1909’da New York New Rochelle’de doğan Alex Raymond, henüz 20’li yaşlarda genç bir çizerken Kings Features adındaki bir tür karikatüristler birliği olan va yazılı basına çizgi roman dağıtımıyla ilgilenen şirketin düzenlediği yarışmada birinci seçilir. Yarışmadan önce birçok dergide isimsiz yayımlanan çizgi romanlarıyla adını pek duyuramayan Raymond’a kazandığı birincilik beklemediği birçok kapı açar. 1930’lu yılların başında Tillie the Toiler çizgi romanını hazırlayan Russ Westover’ın asistanlığını yapmaya başlayan Raymond, başarı basamaklarını hızla tırmanacak ve dünyaca tanınan bir çizer olacaktır. Ve o gün gelir, 1933’ün sonlarına doğru Raymond, bir bilim kurgu çizgi roman kahramanı olan Flash Gordon’a hayat verir. Türkiye’de Gökler Hakimi Baytekin adıyla yayımlanan bu karakter, Raymond’a şöhretin ve paranın kapılarını da birer birer açacaktır. Raymond, Flash Gordon’ın hemen ardından, bu sefer çok farklı bir temada, bir ormanda geçen serüveni Avcı Baytekin/Jungle Jim’e hayat verecektir ve bu iki çizgi roman, 1934 yılının 7 Ocak günü yayınlanan New York World gazetesinin Pazar ilavesinde Alex Raymond imzasıyla bir anda tüm dikkatleri üzerine çekecektir.
alexraymondGelen tepkiler olumludur ve yazılı basın Raymond’ın çizgilerini yayımlamak için peşi sıra ustanın kapısını çalmaya başlar. Alex Raymond, çaylak günlerini çoktan geride bırakmış ve aranan bir çizgi romancı olmuştur. Ancak bu şöhret onu hiçbir zaman şımartmaz ve daha çok çalışmaya sevk eder. Kahramanlarına göre farklı bir üslup yaratan Raymond’ı, çizgi roman tarihçisi Talât Güreli şöyle anlatıyor: “Alex Raymond devamlı çizgi üslubunu değiştiren bir ressamdı. Bir üslupta durmuyor, devamlı yeni arayışlar peşinde koşuyordu. Fakat performans (istikrar) ve çizgi lezzeti her zaman birinci plandaydı.”
Raymond, bilim kurgu ve orman maceralarından sonra 1935 yılında Gizli Ajan X-9/Secret Agent X-9 ile gazete ve dergilerdeki yerini alır. Bir diğer usta olan Dashiell Hammett’ın senaryosunu yazdığı Gizli Ajan X-9 da Raymond’ın yüzünü kara çıkartmaz ve ününü perçinler.
‘SANATÇILARIN SANATÇISI’
Çalışkanlığı sayesinde neredeyse bir çizgi roman makinesi gibi uğraş veren Raymond, bütün siparişlere yetişebilmek için iyi yetişmiş, yetenekli çizerlerden oluşan bir ekip kurar. Lakabı ‘sanatçıların sanatçısı’ olan Raymond, aynı zamanda en çok taklit edilen veya ‘ilham alınan’ çizgi romancı olmaya başlar. Disney Stüdyoları’nın illüstratörü Carl Barks, Raymond’ın çağdaşı diğer çizerler üzerindeki etkisini şu sözlerle açıklıyor: “Alex, zanaat ile duyguları birleştirmekte ustaydı ve bu marifeti onu diğer çizerlerden sıyırıp en tepeye taşıdı.”
Artık Raymond istediğini başarmış ve hedefe ulaşmıştır. Kazandığı paranın büyük bir kısmını çocukluğundan beri tutkunu olduğu otomobillere yatıran Raymond’ın hız tutkusunun yaşamına mal olacağını kimse o yıllarda kestiremez.
Ansızın patlak veren İkinci Dünya Savaşı onun tüm planlarını altüst eder ve Alex Raymond 1944’te kendini askeri üniforma giymiş, Deniz Kuvvetleri’ne bağlı bir birliğin içinde bulur. Artık çizgiler Raymond’ın değil ekip arkadaşlarının parmaklarının ucundadır. Tıpkı Raymond gibi, kahramanları da savaşın karanlık yüzünden etkilenir. Örneğin Baytekin, ekip arkadaşı bilimadamı Zarkov ile dünyadan gelen bir mesajla her şeyi bırakıp geri döner ve tıpkı yaratıcısı gibi İkinci Dünya Savaşı’nda ABD adına düşmanlara karşı savaşmaya başlar. Jungle Jim de bu furyadan nasibini alır ve kendini cephede bulur.
DEDEKTİF NİK’İN MACERALARI
Savaş biter, Raymond eve döner ve bambaşka bir kahraman için kolları sıvar. Asistanlar siparişi çoktan verilmiş seriler üzerinde uğraşırken Raymond, Dedektif Nik/Rip Kirby’yi çizmeye başlamıştır bile. Üstüne üstlük Nik de Raymond’ın diğer kahramanları ve kendisi gibi İkinci Dünya Savaşı’ndan yeni dönmüştür ve savaştan sonra profesyonel dedektiflik yaparak, maceradan maceraya koşmaktadır. 1946 yılının mart ayında ilk Dedektif Nik bandı ‘büyük ustanın büyük dönüşü’ diye duyurulmuştur.
Raymond, artık 37 yaşındadır ve sadece Dedektif Nik’i hazırlamayı sürdürmektedir. Yoğun çalışma tempolu günler geçmişte kalmış, zamanın büyük bölümünü çizer dostlarıyla ve en büyük tutkusu olan otomobillerle geçirmeye başlamıştır.
O günlerden birinde Raymond, Stan Drake’i ofisinde ziyarete gider, Drake, Juliet Jones üzerinde çalışıyordur. Resimler üzerinde konuşurlarken konu Drake’in yeni aldığı 1956 model Corvette’e gelir. Raymond, bu şahane spor otomobili bir gün kullanmaktan memnunluk duyacağını söyler. Drake de hemen anahtarları Raymond’ın eline verip, “neden şimdi kullanmıyorsun?” der ve ikili otomobile atlayıp şehir dışına çıkarlar. İşte o elim kaza o gün gerçekleşir. Ancak beş yıl sonra kazanın olduğu yeri ziyaret edebilen Drake, “Çarptığımız ağaç epey büyümüştü, otomobilin bazı parçaları hâlâ ağacın gövdesinde duruyordu. Kendi kendime, ‘büyük bir sanatçı burada öldü Stan’ dedim. Keşke o otomobile hiç binmeseydik.” Ne acıdır ki Stan Drake, 1997 yılında geçirdiği benzer bir trafik kazasıyla hayata veda eder.
RAYMOND’IN MİRASI YAŞIYOR
Tekdüze olmamayı ve sıradan işlere her zaman tepkili olmayı amaç haline getiren Alex Raymond’ın yaptığı her şey, çizdiği her resim orijinaldi. Tarzan’ın çizerleri Burne Hogarth, Hal Foster ve daha niceleri ile birlikte çizgi romana hırs, hareket kattı, altın çağını yaşattı Alex Raymond.
O, hep yaratıcılık sürecinde yaşadı. Her zaman yeni bir şeyler üretmek için çırpındı ve her biri kapak olabilecek estetik yapıtlar sergileyerek birçoklarına ilham kaynağı oldu. Örneğin George Lucas, Star Wars’u yazarken Baytekin/Flash
Gordon’dan etkilendiğini birkaç sefer dile getirmiş, Pecos Bill’in yazarı
Guido Matrina, kendine şablon olarak Baytekin’i örnek almıştır. Ayrıca, ünlü çizgi romancı,
Batman’in yaratıcısı Bob Kane de
bu furyada yerini alır.
Öte yandan, Superman’e hayat veren Joe Shuster, Kaptan Amerika/Captain America’nın çizeri Jack Kirby’nin yanı sıra Milton Caniff, Billy De Beck ve Roy Crane de Alex Raymond’dan esinlendiklerini, hayranlıklarını defalarca dile getirmişlerdir.

alexraymond_2Star Wars’un yaratıcısı George Lucas, üretkenliği ve çalışkanlığıyla çizgi romana altın çağını yaşatan Alex Raymond için “O benim ilham kaynağım” diyor

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder