17 Eylül 2009 Perşembe

Kendinizi bulacağınız bir sergi Taraf Gazetesi Etraf dergisi; 18.09.2009)


BERFİN VARIŞLI
Sanat, nihayet uzun süren yaz uykusundan uyandı. Sinema salonları peşi sıra gösterime giren filmlerle şenlendi, tiyatrolar sahnelenecek oyunlarına konsantre oldu, galeriler birbirinden ilginç sergilerle kapılarını aralamaya başladı. Türkiye’nin en önemli sanat galerilerinden biri olan Milli Reasürans Sanat Galerisi de boş durmadı, yurt içi ve yurt dışında yaptığı başarılı çalışmalarıyla göğsümüzü kabartan Gül Ilgaz’ın ilk kişisel sergisi ile bu sezona merhaba dedi.
Avrupa’nın çeşitli sergilerinin yanı sıra 2003 yılında 50. Uluslararası Venedik Bienali’nde gerçekleştirilen “In Limbo” sergisinde eserleri yer alan Gül Ilgaz, 3 ekime kadar ziyaret edilebilecek olan Parçalı Bulutlu adlı sergisinde son 10 yıldır devam ettirdiği geleneği bozmayarak ancak genişletip geliştirerek aile ilişkilerini irdelemeye devam ediyor. Yapıtlarında kendi yaşanmışlıklarına yer veren Ilgaz, kendi deneyimlerinden çıkanların da izleyici ile belli bir ortak paydada buluşabiliyor olmasının onu motive eden etkenlerden biri olduğunu söylüyor.
Uçsuz bucaksız deniz, bembeyaz bulutlar, geçmişten kalan, yaşanmışlıklara şahitlik ettiği besbelli, yıpranmış kumaşlar bu sergide ilk göze çarpan nesneler. Çalışmalar, bir yandan uçsuz bucaksız özgürlük duygusuyla şımartırken bizi diğer taraftan da çaresizlik, keder, yalnızlık ve imkânsızlık duygularıyla kendimizi kapana sıkışmış gibi hissetmemizi sağlıyor, çırpındırıyor bizi. Sergiyi gezerken bir an durup çalışmalarda yer alan her bir nesnenin anlamını sorguladığımızı fark ediyoruz.
Bir anlamda hayatın şiirini yazıyor Ilgaz, çok iyi tanıdığımızı sandığımız ama hiç tanımadığımız ‘bizi’ anlatıyor bize, ‘ucunu açık bıraktığı’ ve herkesin kendi payına bir şeyler çıkardığı eserleriyle. Zaman zaman hepimizin yaşadığı iç karmaşayı anlattığı eserlerinde Batı sanatından esintiler de var, Türk minyatür sanatının incelikleri de…Her ikisini başarıyla harmanlıyor.
Yaşadığımız dünya parçalı bulutlu, buna kimsenin söyleyecek bir sözü olduğunu sanmıyorum ve Gül Ilgaz bunu bir kez daha bu sergi ile ispatlıyor.

Öncelikle neden “Parçalı Bulutlu”?
Kişisel bir sergi yapma düşüncesi doğduğunda, geçmiş işlerimi gözden geçirdim. Şimdiye kadar yapmış olduğum çalışmalarımın çoğunda bulut imgesinin sıkça kullanılmış olduğunu gördüm. Bulutlu gökyüzü üzerine düşündüğümde, “ Parçalı-Bulutlu” bu serginin başlığı olarak netleşti. Çünkü hayata dair bir sergi olacaktı bu sergi ve hayat-hayatımız parçalı bulutluydu. Yani zaman zaman güneşli, zaman zaman da bulutlu… Ayrıca biçim olarak çalışmalarım farklı parçaların bir araya gelmesinden oluşuyordu yani parçalıydı.

Serginin ana fikri nedir? Neyi anlatmak istiyorsunuz bu sergide?
Serginin ana fikri izleyenlerle tamamlanacak; her izleyici kendi fikrini çıkaracak bu sergiden. Benim ucunu açık bıraktıklarımı kendi yaşantılarıyla tamamlayacak.

Çarşaf Katlama ve Solo adlı çalışmalarınızın arasındaki ilişkiyi anlatabilir misiniz?
Çarşaf katlama gündelik hayatımızda ait, sade, basit bir oyun gibi… Genellikle anne-kız yapılan bir ev işi. Karşılıklı bir itiş kakış gibi görünmekle birlikte, bir güven ve işbirliği ilişkisi. Tıpkı anne-kız ilişkisinde olduğu gibi. Solo’da ise; bu işi tek başına yapmaya kalkışanı yani yapamayanı görüyoruz. Kızı veya annesi yanında olmayanı anlatmaya çalışan bir çalışma. Dolayısı ile ikisi tek bir iş olarak da görülebilir.

Kucak çalışmanız hayli ilginç. Bu çalışmadan da bahseder misiniz bize? Burada anlatılan tema özgürlük mü?
Kucak; hem fırlatma, özgürlüğe bırakma hem de bundan duyulan kaygı gibi… Bu kaygı özgürlüğe bıraktığımız kişinin, o ihtiyaç duyduğunda yanında olamayacağımız, artık onu kucaklayamayacağımız ve tutamayacağımız kaygısı.

Sergideki belki de en ilginç eserlerden biri otoportrenizi Atena’nın Bergama Tapınağı’nın duvarındaki rölyefin duvarına eklemlediğiniz çalışmanız. Burada kendinizi dişi bir savaşçı olarak betimliyorsunuz. Bu savaş kime, neye karşı?
Bu savaş olmaktan çok bir mücadele. Hepimiz hatta tüm canlılar doğduğumuz andan itibaren hayatta kalma mücadelesine başlıyoruz ve bu mücadele hayat boyu sürüyor. Mücadele ettiğimiz şeyler;aynı zamanda bizi yapan, oluşturan unsurlar.Ailemize,okuduğumuz okullara,kurumlara, bize empoze edilen şeylere;belki de kısaca bizi biz olarak var olmaktan alıkoyan her şeye karşı olan mücadelemiz.

Bundan sonraki çalışmalarınızla ilgili ipuçları verebilir misiniz?
Bundan sonraki çalışmalarımda fotoğrafı daha çok nesnelerle bir arada kullanmayı düşünüyorum. Ama bu işler pek önceden tasarlamaya gelmiyor.