31 Mart 2009 Salı

Gökten bir yıldız daha kaydı (TARAFPAZAR/22.03.2009)

Her ölüm erken, yersiz ve zamansızdır. İşine sadık ölüm meleği onu yanımızdan alıp uçar gider, daha yapacak onca şey varken. İşte o karanlık ölüm meleği geçen hafta yine iş başındaydı ve bu sefer sinemanın sempatik ve güleç yüzü Natasha Richardson’ı hiç beklemediği, beklenmedik bir zamanda aldı, uçtu ve gitti. Ve ölüm kimselere yakışmadığı gibi ona da hiç yakışmadı.
Eşi Liam Nelson ve çocuklarıyla Kanada’nın beyazlara bürünmüş kayak merkezi Mont Tremblant’a gidip biraz dinlenmeyi tercih etmişti. Ölüm meleğinin onu burada karşılayacağını nereden bilebilirdi?
45 yaşında hayatını kaybeden Natasha Richardson, Oscarlı iki sinemacının oğluydu. 1963’te izleyiciyle buluşan Tom Jones filmiyle En İyi Yönetmen Oscar’ına sahip olan Britanyalı eski yönetmen ve film yapımcısı Tony Richardson ve yine Oscar ödüllü ünlü oyuncu Vanessa Redgrave’in kızı olarak dünyaya gelir. Oyunculuk genleri yine kendini gösterir; dünya sinema tarihinde yeri olan Redgrave ailesinin genç kuşağının bir üyesi olan Richardson, anne ve babasının yanı sıra, kardeşi Joely, kuzenleri Lynn, Corni ve Jemma Redgrave gibi sinemayı seçer.
Dört yaşında kameralarla tanışan Richardson, babasının yönetmenliğini yaptığı ilk filmi olan The Charge of the Light Brigade’deki küçük rolüyle 1968 yılında sinema dünyasına adım atar. Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir. Londra Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi alan Richardson, Britanya’nın dört bir yanındaki çeşitli tiyatrolarda rol almaya başlar. 1986’ya kadar tiyatro ile uğraşan Richardson, 1986’da yönetmenliğini Ken Russell’ın üstlendiği The Gothic filmiyle tekrar sinemaseverlerle buluşur. Bu filmdeki Mary Shelley rolüyle dikkatleri üzerine çeken Richardson 1993 yılına kadar tiyatroya ara verir ve tüm zamanını sinemaya ayırır. 1986’dan 1992’ye kadar geçen her yıla bir film sığdırmayı başaran oyuncu için 1990 yılı ödül yılı olmuştur zira, Yabancı Kucak/The Comfort of Strangers ve Damızlık Kızın Öyküsü/The Handmaid’s Tale filmleriyle Britanyalı sinema otoriteleri tarafından En İyi Kadın Oyuncu ödülünü eve götürür. Kariyerinin en parlak yılı olan 1990’da Richardson, ünlü film yapımcısı Robert Fox ile evlenir, ancak bu evlilik sadece iki yıl sürer.
Babasını 1991 yılında AIDS nedeniyle kaybeden Natasha Richardson, vaktinin büyük bir bölümünü AIDS ile savaşa ayırır ve ABD AIDS Araştırmaları Vakfı için gönüllü çalışarak vakfın bütçesine milyonlarca dolar kazandırır. Hemen hemen her röportajında çocuk yaşta anne ve babasının ayrılması nedeniyle mutsuz bir aile yaşamı sürdüğünü belirten Richardson için 1993 yılı tüm özlemlerini giderdiği bir yıldır. Takvimler 1993’ü işaret ettiğinde aşığı olduğu sinemaya geri dönen Richardson, Broadway’de gösterilen Anna Christie oyunundaki rolüyle Dünya Tiyatro ödülüne layık görülür. Bu oyunun çalışmalarına devam ederken kendisi gibi bir oyuncu olan İrlandalı Liam Neeson ile hayatını birleştirir ve bu mutlu evlilikten Micheal ve Daniel adında iki oğulları olur.
Natasha Richardson ve Liam Neeson çifti, medyatik kimliklerine rağmen sürdürmeyi başardıkları düzenli aile hayatlarıyla, Hollywood’un örnek çiftlerden biriydi. Katıldıkları her davette etrafa gülücükler saçan çiftin mutlulukları natasha Richardson’ın kayak yaptığı sırada düşüp kafasını yere çarpması sonucu 18 Mart günü son buldu. Kaza sonrasında acilen New York’taki bir hastaneye kaldırılan ünlü oyuncunun tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti ve ünlü oyuncu 20 Martta hayata gözlerini yumdu. Cenaze töreninde Liam Neeson, eşinin tabutunun başından bir an olsun ayrılmazken, onu teselli etme görevi 2006 yılında Vannessa Redgrave ile hayatını birleştiren ünlü aktör Franco Nero’ya düştü.

1 yorum:

  1. Mrb Berfin yazdıklarını okudum çok beğendim.Tebrik ediyorum seni.Ben kuzenin Çiya(halanın oğlu)Umarım senle iletişimimiz olur çok yakın akraba olmamıza rağmen iletşimimiz hiç yok.Kendine iy bak,görüşürüz..
    e-mail adresim:ciyaomeri@hotmail.com

    YanıtlaSil