4 Mayıs 2009 Pazartesi

Derviş Zaim söyleşisi (TARAFPazar/03.05.2009)


Beyazlıkta geçen bir kara film: Nokta
Değeri milyon dolarla ölçülen bir Kuran çalınır. Genç bir hattat olan Ahmet hiç istemediği halde kendini bu hırsızlık olayının tam ortasında bulur. İçindeki suçluluk duygusu onu kasıp kavururken o Kuranı satmak yerine sahiplerine iade etme yolunu seçer, sırf iyileşmek için. Usta yönetmen Derviş Zaim ile Tuz gölünün uçsuz bucaksız beyazlığını mekân alan Nokta filmi üzerine konuştuk

Nokta’da tartışmak istediğiniz konu nedir?
Bu filmde başka birçok şeyin yanısıra şu meseleyi, naçizane, tartışmaya çalıştım. Tanrı’dan bağımsız bir iyilik var mıdır? Tanrı düşüncesi iyilik düşüncesi ile bire bir ilintili midir? Tanrı ve şer problemi; Tanrısız bir etik mümkün olabilir mi ve eğer olursa bizim hikâyemizin kahramanının serüveni içinde nasıl bu düşünce bir yol izleyebilir? Malum; birçok insan Tanrı’nın olmadığı yerde ahlakın, etiğin de olmayacağına inanır. Bizim hikâyemizde, bir Kuran çalınmıştır, bu Kuran’ın çok büyük değeri vardır. Kahraman hiç istemediği halde bu hırsızlığın içine girmiştir. Tanrı’ya olan inancı problemli bir insandır. Buna rağmen çalınan ve çalındıktan sonra kendisinde duran bu Kuranı sahibine geri getirir ve cinayetten dolayı af dilemek ister. Yanıtlardan çok soruları zenginleştirmeye gayret ettik. Burada tartışılan şey sadece vicdan değil. Mesela filmin en başında 13. yüzyılda gördüğümüz ikinci derecedeki kahramanlarından biri, birden bire 20. yüzyılda farklı bir karakter olarak ortaya çıkıyor. Farklı karakterleri aynı oyuncuya oynattık. Bu ve başka ögeler filmin anlamını, gelenekten yararlanma biçimini zenginleştirmeye yardım etti. Nokta’nın bir evvelki filmimle bağlantılı bir yanı var. Cenneti Beklerken’in kimi anlarında zamanı ve mekânı oynak kullanma yoluna gitmiştik, minyatür sanatının mantığını kullanarak. Burada da benzer bir tavır sözkonusu. Burada da Hat sanatı geleneğine baktık ve onu yorumlayıp film için nasıl kullanabiliriz sorusunu sorduk. Üçleme yaparken hem farklılıklar hem de devam eden şeyler olmasını istiyorum. Bu üçlemede devam eden şeylerden bir tanesi, zamana ve mekâna ilişkin bu oynaklık. Zaman ve mekân Cenneti Beklerken’in kimi yerlerinde oynak bir biçimde inşa ediliyor. Kervansaray’daki düş sahnesi buna örnektir. Nokta’da da zaman ve mekânın oynak ve değişken biçimde kullandım. Tuz gölünde kameranın bir kaydırması bizi zaman içinde ileriye, geriye taşıyabiliyor. Ama devam eden şeylerin yanısıra her iki filmde çok farklı uygulamalar da var.
Nokta bu üçlemenin ikinci ayağı. Üçlemenin ilk filmi Cenneti Beklerken minyatür sanatını sinemaya uyarlayan bir filmdi, Nokta ise hat sanatı üzerine kurulu. Üçüncü film neyi konu alacak?
Aslında üçleme diyoruz ama ebru ile bağlantılı olan Filler ve Çimen’i de bu seriye ekleyebiliriz. O zaman ileride yapmayı tsarladığım filmle beraber dörtlü bir dizi haline geliyor. Osmanlı mimarisini temel alarak film yapmak gibi bir niyetim vardı. Ama o projeyi şimdilik dondurdum. Onun yerine önümüzdeki yıl geleneksel gölge tiyatrosunu temel alan bir film yapmayı düşünüyorum.
Nokta’da da Cenneti Beklerken’de de etik öne çıkıyor diyebilir miyiz?
Etik üzerine bir film yapmak ya da soru sormaya devam etmek gibi bir niyetim vardı. Ama bunları yaparken formu da içeriğe paralel olarak düşünmeye gayret ettim. Nokta filmini besleyebilecek en uygun formun bu olduğunu düşündüm ve bu anlamda mesai harcadım. Yapmaya çalıştığım şey biçimsel bir denemenin ötesine geçmekti. Sadece biçimde takılıp kalmamak gerekir, ona uygun içeriği de karşılklı ilişki içinde bulmak gerekir. Ben bunu seyirciyi sıkmadan yormadan gerçekleştirmeye çalıştım.
Nokta’da amaçladığınız hedef nedir?
Noktanın içerisindeki olaylar örgüsünün seyirci atrafından kolaylıkla izlenmesi benim amaçlarımdan bir tanesi idi. Zevkli, keyifli, seyir zevkini asla gözardı etmeyen bir film yapmak istedim. Sıradan seyirci filme girsin ve keyifli zaman geçirsin istedim. Sinemadan başka talepleri olanlar da farklı taraflarına hitaben bir yapı bulabilirlerse ne mutlu bize.
Her üç filme de start veren soru neydi?
Basitleştirirsek; biz, hayatı nasıl daha zengin yaşayabiliriz? Kafamı kurcalayan sorulardan bir tanesi galiba buydu. Öte yandan yanıt ararken de uğradığım limanlardan birisi gelenek oldu. Kendi kendimizi nasıl daha iyi temsil ederiz sorusu nedeni ile geleneğe başvurduğumu düşünüyorum. Sonra iş bunun nasıl yapılcağı konusuna geldi. Kanımca, gelenekten birkaç şekilde yararlanmak mümkündür. Bir tanesi ‘kes yapıştır’ yöntemidir. Geleneğin bazı unsurlarını alırsınız, yapmaya çalıştığınız işin orasına burasına serpiştirirsiniz. Buna itirazım yok. Ama ben gelenekten yararlanma meselesinin daha derin bir kavrayışla ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Geleneğin bazı özelliklerini kullanarak farklı formlar, bazen metaforlar yaratmaya gayret ettiğimi söyleyebilirim. Geleneğin bazı formlarını sinema diline tercüme etmeye çalışıyorum.
Nokta tek planda, sanki kesilmemiş gibi bir izlenim veriyor. Bu tarzı seçme nedeniniz neydi?
Hat sanatında ihcam kavramından hareket etmeye gayret ettik. Hattatlar yazarken ara verebilirler, çoğunlukla da öyle çalışıyorlardır. Ama ihcamla yazan bir hattat yazmaya çalıştığı şeyi, hiç ara vermeden, elini kaldırmadan bir defada yazıyor demektir. Bu sözünü ettiğim ihcamla yazı yazma tavrını sinemaya tercüme etmek gibi bir düşüncem vardı. Filmin tek plandan ibaret olmasının nedenlerinden bir tanesi budur.
Filmin tartışma yaratacağını düşünüyor musunuz?
Etikle ve vicdanla ilgili bir film yapıyorsanız bunun ana öğesi dindir. Türkiye’de bu konunun daha fazla film yapılması gerektiğini düşünüyorum. Dinle ilgili yapılan her şey polemik konusu olur mu? Nasıl yaklaştığınıza bağlı olarak olur diye yanıt verebilirim. Böyle bir ihtimal var diye konunun üzerinde düşünülmemesi bizi fakirleştirir. Sırf tartışma yaratabilir diye film yapılmaması da fikri bakımdan hepimize yoksulluk getireceği için yanlış bir tavır olur. Ama bu konuya eğilirken asla belden aşağı vurmak gibi bir niyetim olmadı, olamaz da. Filmde insanların bazı duygularını kışkırtmak ve bundan pay çıkarmaya çalışmak gibi bir tavır bulamazsınız. Bunu, sonuçta neyi elde edeceksem edeyim yapmam. Fikirlerimi ifade ederim ama böylesi bir hesaplı hareketi yapmamaya samimiyetle çalışırım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder