13 Mart 2009 Cuma

'20 Soru' için el rehberi (TARAF/02.09.2008)

Taraf’ın arka sayfasında tiryakilik yaratan 20 Soru köşesinden on aydır yüzlerce isim geldi geçti. Sizin için bugüne kadar verilen cevapların ardındaki bilinmeyen hikâyeleri derleyerek bir rehber hazırladık


BERFİN VARIŞLI/ALAZ KUSEYRİ

Gazetemiz Taraf’ın ilk çıktığı günden itibaren arka sayfasında 20 Soru köşesi yayımlanıyor. Köşemizin fikir babası Fransız yazar Marcel Proust. Bu fikri geliştirip gazetemize koymayı aklımıza düşürenler de Bernard Pivot ve James Lipton. Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sinir Hastalıkları Mütehassısı olan yazarımız Dr Sivilay Abla’nın “Ufak tefek bir anket, sorular sıradan gözüküyor ama insanların ciğerini söküyor.

Laf arasında soruları cevaplayanlar, içlerinin dışlarına çıktıklarını fark etmiyorlar” şeklinde tanımladığı 20 Soru’da bugüne kadar yayımlanan 300’e yakın cevabı sizler için tekrar okuduk, ilginç cevapların hikâyelerini derledik.

Duyduğumuza göre 20 Soru’yu okuyanlar hemen “Kahramanınız kim?” sorusunun cevabına göz atıyormuş. Biz de oradan yola çıkalım dedik. Bu soruya en çok “Atatürk” cevabı veriliyor. Daha ilginç olanların hikâyelerini şimdi size anlatıyoruz.

YOL GÖSTEREN KOVBOY • Şair Ahmet Telli’nin kahramanı Pekos Bill meslektaşlarından farklı bir kovboy. Amerikan folklor kültürüne ait bir kahraman olan Pekos Bill 1949’da Guido Martino tarafından yaratılan İtalyan çizgi romanın da ana kahramanı.

Meksikalı kovboy Pekos Bill silah kullanmayan, suçluları yakaladıktan sonra onlara doğru yolu gösterip serbest bırakan efsanevi bir isim. Pekos Bill çocukların sevgilisi, ne de olsa hayvan ve doğa sevgisiyle göze çarpıyor. Türkiye’de yayımlanan ilk çizgi roman olmasıyla da zihinlerde yer eden Pekos Bill, Teksas ve Tommiks furyasının ilham perisi olarak çizgi roman tarihine geçmişti.

YANKI YAZGAN GOLDMUND HAYRANI • Psikiyatrist Yankı Yazgan’ın kahramanı Hermann Hesse’nin Narziss ve Goldmund romanından Goldmund. Kitabın başkahramanı Goldmund hayli ilginç bir karakter. Arkadaşı Narziss’le bir manastırda dini eğitim almakta olan Goldmund, okuldan kaçtığı bir gün, ormanda gezinirken çok güzel bir kızla karşılaşır.

Kızın onu öpmesinden sonra hiçbir zaman bir rahip olamayacağını anlar. Sonuçta Katolik Manastırı’nı bırakıp, ‘hayatın anlamını’ aramaya koyulur. Çalışkan ve başarılı, temelinde Tanrı öğretisi bulunan akıl yürütmelere yürekten bağlı bir karakter olan Narziss’e taban tabana zıt biri olan Goldmund, aslında öğrencilik yıllarında da zaman zaman tutarsız düşüncelerle özgürlüğe yönelmiş bir karakter.

Ortaçağ Almanya’sında geçen romanda daha önce kendini bile tanımayan, sadece Narziss’in söyledikleriyle yaşayan Goldmund’un kimliğini bulmasında ve hayatın anlamını aramasındaki itici güç olan kadın ve cinselliği kapsayan günah olgusunun beraberinde getirdikleri özgürlük okuyucunun aklında yer etmiştir.

TEOMAN’IN KAHRAMANI: SAKALLI CELAL • Cumhuriyet dönemi filozoflarından, asıl adı Celal Yalınız olan Sakallı Celal, Galatasaray Lisesi’nde ve Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde öğretmenlik yapmıştır. Yazılı bir eser bırakmamış olan Sakallı Celal, yetiştirdiği öğrencileri ve yakın arkadaşlarıyla Türk edebiyat ve felsefe tarihine damgasını vurmuştur.

Nazım Hikmet’e öğrencim diyen Sakallı Celal’in Ahmet Haşim, Haldun Taner, Orhan Veli, Nurullah Ataç gibi edebiyat dünyasından yakın dostları bulunuyor. Yaşamı hakkında pek bilgi bulunmayan Sakallı Celal’i en son Orhan Karaveli “Sakallı Celal” kitabıyla anlattı.


GAZETECİNİN KAHRAMANI GAZETECİ • Fehmi Koru’nun kahramanı ABD’li gazeteci Isidor Feinstein Stone. Okurlarının I. F. Stone olarak tanıdığı gazeteci ABD medyasının efsanelerinden. Radikal yazılarıyla çok sayıda okuru etkileyen Stone 1907’de 14 yaşında gazeteciliğe atılmışve o yıllarda çıkardığı iki yapraklı bültenle adından söz ettirmiştir.

I. F. Stone Weekly adlı bu bülteni 1953’ten 1971’e kadar yayımlayan ABD’li gazeteci böylece gazetecilik tarihine geçmiş, tek bir kişinin neler başarabileceğini göstermiştir. Irkçılık karşıtı Stone, ABD medyasının korkulu rüyası McCarthy’nin de en güçlü karşıtlarından biriydi.

I. F. Stone Weekly’i evinde hazırlayan Stone, resmi belgeleri inceleyip, yalanları ifşa ediyordu. Böylece Washington bürokrasisi ve güç odaklarının korkulu rüyası haline gelmişti.

BÖYLE KELİME OLUR MU?  • Aktör Tamer Karadağlı’nın en sevdiği kelime Disney yapımı ünlü müzikal Mary Poppins’te geçen bir şarkı ismi: Supercalifragilisticexpialidocious. Mary Poppins hem filmin adı hem de bu filmdeki rolüyle en iyi kadın oyuncu oskarı alan Julie Andrews’in canlandırdığı karakterin ismi.

Anlamsız olduğu kadar eğlenceli de olan şarkının o yıllarda dillere dolandığını da belirtmeliyiz. İngilizcenin en uzun kelimesi olan bu kelime Amerikan Film Enstitüsü’nin 2004 yılında açıkladığı Sinema Tarihinin En İyi 100 Şarkısı listesinde 36. sırada bulunuyor. Tam olarak hiçbir anlama gelmeyen ‘supercalifragilisticexpialidocious’ kelime oyunları severlerin en çok ilgisini çekenlerden biri.

KENDİSİ OLMASAYMIŞ NİHİLİST BAZAROV OLURMUŞ • Ünlü yazar Adalet Ağaoğlu ‘kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz’ sorumuza Bazarov olurdum diye cevap verdi. Bazarov kim derseniz hemen anlatalım: Ivan Turgenyev’in 1862’de kaleme aldığı en meşhur romanı ‘Babalar ve Oğulları’nın nihilist karakter Bazarov’un tam adı Vevgeniy Vasilyiç Bazarov.

Roman’daki baba ve oğul karakterleri iki Rus jenerasyonu arasındaki artan bölünmüşlüğü, Yengev Basarov ise nihilistliği (hayatın hiçlik derecesinde önemsiz olduğunu ve ölümden sonra hiçbir şey olmadığını savunan görüş) temsil eder. Bir fen bilimcisi olan Bazarov’un tüm çabaları başarılı bir doktor olmaktır.

Tüm insani duygulardan arınmış bir kişilik olan Bazarov’un nihilist düşüncelerine ve hatta hayatına inen en büyük darbe aşk’tır. Varlıklı bir dul olan Anna Odintsova’ya tutulan Bazarov, Anna’nın onu reddetmesiyle bozguna uğramıştır.

Aşkına karşılık bulamayan Bazarov, düşünce yapısına tamamen ters bu olgunun yani aşkın pençesindeyken ailesinin yanına dönmüş ve yakalandığı amansız tifüs hastalığı onun ölümüne sebep olmuştur

“Bu da geçer yahu”cular...
Siyaset Bilimci Baskın Oran, İstanbul Tarihi Türk Musikisi Topluluğu Müdürü Ömer Tuğrul İnançer ve Kenan Işık’ın hayat felsefesini hattatların yazmayı en çok sevdiği “Bu da geçer ya hu” sözü özetliyor. İranlı mutasavvıf, şair Feriduddin Attar’ın 1187’de kaleme aldığı 4724 beyitten oluşan Mantık Al- Tayr adlı eserinde anlattığı “Bu da geçer ya hu”nun hikâyesi şöyle:

Abdal’ın biri çıktığı gezide bir köye uğrar. Köy halkına nerede kalabileceğini sorar. Köylüler ona köyün Şakir ve Haddad adında iki zengini olduğunu söylerler ve Şakir’in evini tarif ederler. Şakir Abdalı evinde ağırlar, yedirir, içirir. Abdal gezisine devam etmek için evden ayrılırken Şakir’e “Bu kadar zengin olduğun için şükret” der. Şakir ona “Bu da geçer” der.

Abdal aklında bu cevapla yollara düşer. Birkaç yıl sonra aynı köye uğradığında Şakir’i ziyaret etmek ister. Fakat bir sel felaketinde Şakir’in tüm varlığı yok olmuştur. Şakir artık Haddad’ın yanında hizmetçi olarak çalışmaktadır. Şakir abdalı yoksul evinde ağırlar bu sefer. Abdal ne kadar üzgün olduğunu anlatınca, Şakir ona “Bu da geçer” der yine.

Abdal yine yollara düşer. Aradan yıllar geçtikten sonra yine aynı köye Şakir’in yanına gider. Haddad ölmüş, kimsesi olmadığı için tüm varlığını Şakir’e bırakmıştır. Abdal sevinçlidir, Şakir’in ise cevabı hazırdır: Bu da geçer. Abdal yollara düşer... Yıllar sonra dostu Şakir’i yine ziyaret etmek istediğinde Şakir’in öldüğünü öğrenir. Mezarına gider. Mezar taşında “Bu da geçer” yazmaktadır.

Abdala yollar görünür... Gezer gezer gezer... “Ölümün nesi geçer ki” diye düşünmektedir bir yandan da. Bu sefer köye uğradığında Şakir’in mezarını yerinde bulamaz. Yaşanan sel felaketi sonrası mezar da dahil olmak üzere her şey yok olmuştur. O dönemde ülkenin padişahı kendisine bir yüzük yapılmasını ister.

Üzüldüğünde de sevindiğinde de bunun geçici olduğunu, duyguların esiri olmamak gerektiğini hatırlatacak bir yüzük istemektedir. Vezirler haber salar dört bir yana, ama padişahın istediğini bulamamaktadırlar.

En sonunda haberi alan Abdal padişahın kuyumcusuna bu hikâyeyi yazar. Kuyumcu yüzüğü yapar ve padişaha sunar. Padişah yüzüğü çok beğenmiştir, üzerinde “Bu da geçer ya hu” yazmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder